Nuri CAN Sanat Edebiyat Fuarı
 

Dosya  1  de  26  seçilmiş  şiir bulunmaktadır

 

Destina


Aşklara vurur bülbülüm, yuvalanır gönlümün gülüstanına
gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde, soluğun ateş
yak savur küllerimi çölüme döneyim.

orman fısıltıları kulağımda, rüzgar ıslıkları
yağmur tutuşmaları,  sevgi buluşmaları
aşkın düştüğü yer… yangın
yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
 rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
ırmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
karlı dağlarda uzak bir ses gibi
solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
umudun bütün bahçelerinden kovuldum
bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
içinden kırılmış bir gölge
başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
ve nasıl dayanabilirki
sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim
kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
nereye uçsun, bir umut yoksa kanadında esen yellerin

bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
içime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
bırak ki, dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
ateş oflayan ormanında bu ahın

gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
gönlünün güneşli bahçelerinden, nilüferlerin zülüflerinden
ve derin kuyularından hasretin, su getir

koca İstanbulu getir bana gelirken
mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
mor salkımlı düşlerini getir
istiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
yıldızlarını  getir bana kaygısız bir gecenin
ayışığı gülüşünle sarıl içimdeki feryada
aşkın ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben.

düşsüzüm düşlerine al beni, soluksuz sevişmelerine sakla
dudaklarınla kapat dudaklarımı, soluduğumda
uyuduğumda,  alnımdan öperek uyandır beni
ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
aşk bir yanımı alıp götürsün, özlem bir yanımı
bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
bırak güllere vursun gülüşün, harelensin denizlerin yüreğine
yanaklarında aşkın solmayan rengi
saklayıp gecelere gizini, yıldızlara uzansın mavi düşlerin

Bense çevire çevire dört duvarımı, bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım
Nuri CAN

2
Sizin Hiç Anneniz Öldü mü?

Sizin Hiç Anneniz Öldü mü? Benim Öldü

Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk
Bak mevsim umut mevsimi
papatya mevsimi, gül mevsimi
mevsim bahar
dağlar kar
suların coşup taştığı zamandır

kalk yarasına merhem olduğum kalk
ben geldim uyan da bir bak
yatma öyle sessiz, öyle nefessiz ne olur
yatma öyle çaresiz
aç gözlerini yaşadığını bileyim
gülersen güleyim
ağlarsan gözyaşını sileyim
oynat kirpiklerini bulutlar uçsun gözlerinde
bahar yağmurları yıkasın saçlarını
ölmek gerekiyorsa ben öleyim...

kalk anam
allah aşkına kalk
ben geldim bak
kime bu nazın, kime bu küsün
bu inat niye
konuş benimle, allah aşkına konuş
yatma öyle sessiz, öyle nefessiz, kurban olduğum
bir ses ver, bir nefes
yaşadığını bileyim

kalk anam kalk
allah aşkına kalk
ben geldim bak
saklandığımız kovuklarda
şidetli yağmurlar yağsın yine
rüzgarlar essin, fırtınalar kopsun, şimşekler çaksın
koynuna al beni, sarıl sımsıkı
başımı göğsüne yaslayayım
yeneyim bütün korkularımı
ve sen beni hiç bırakma, bıkma  n'olur

koynuna al yine, sarıl sımsıkı, üşüyorum
korkuyorum yıldızlar uykuya yattığında
tut elimden güneşe götür beni
saçları sümbül anam, yanağı gül anam
sayki, küçük bir çocuğum daha, hiç büyümedim
şimdi ben ne yaparım, nereye giderim
kime gösteririm kanayan dizlerimi

uyan anam bak sümbül vakti, gül vakti
bin hayat tomurcuğu umuda kızarır dallarda
usul,  ağır, yorgun uyuyor bedenin
ah  ne kadarda güzelsin anam
uyan kurban olduğum uyan, bak rüzgar vakti dağlarda

tut elimden kırlara gidelim
beyaz papatyalar toplayayım sana
düşersen yalnız kalırım
gidersen öksüz
taşıyamaz yüreğimin ağrısını hiç bir nehir

kalk allah aşkına kalk
böyle yapayalnız boynu bükük koma beni
senin sıcaklığından ayrı, sevginden uzak
kime koşarım, nasıl yaşarım böyle bir başıma
teninin kokusunu özledim anne, sımsıcak nefesini
yavrum diyen o nazlı, yumuşacık sesini
hadi uyan canyoldaşım, gözbebeğim
sarı gülüm, altın kalplim, iyilik meleğim
gözlerime acılar yağdıran
kalk ki, yine sana türküler söyleyeyim

Ey dağlar taşlı dağlar
başı telaşlı dağlar
ben anamı yitirdim
gözlerim yaşlı dağlar

bağların gülü kaldı
gamlı bülbülü kaldı
ah komşular komşular
ben annemi yitirdim
boynum bükülü kaldı

kalk anam kalk, allah aşkına kalk
bu yürek nasıl dayanır
derdini kalem olup yazmaya, dil olup söylemeye
sana sarılmayı özledim, nazlanıp darılmayı
kanayan gözlerimde sızılar akıyor bak
kırmızı yağmurlar yağıyor üzerime
ıslanıyor sensíz kalan yanım
hadi uyan yüreğini öptüğüm
koma beni buralarda yalnız
bırakıp gitme
yıkılırım
bir kez değil, her gün bin kez ölürüm

Sarılki
kokun sinsin tenime anne
sevgin işlesin yüreğime
bu yalancı dünyada kimim varki başka
gözlerimden öpecek, üstümü örtecek
 karanlık soğuk gecelerde

kalk anam allah aşkına kalk
karanlık çöküyor bak goncagül sevinçler üstüne
boynunu büküyor yaşam
yaralı ceylanlar meliyor uzak dağbaşlarında
turnalar da geçmiyor artık
kalk allah aşkına kalk
sen bir maral ol, ben ceylan
dağlar gökkuşağı olsun, ovalar seyran

Sarıl sımsıkı tenim ol, beni bırakma
tut ellerimi benimle ağla, benimle yan
benimle uyu, benimle uyan
birlikte çıkalım dağlara, bak yayla zamanı
ben munzur suyu olayım, sen teyran
sen nisan ol, ben haziran...
ben küçük bir pınar, sen çağlayan
akıp gidelim koyun koyuna

Sen yoksan kurur kurnalar
dereler susuz, koyunlar kuzusuz kalır
melemez bir daha ardından koyunlar
kan süzülür kirpiklerden yüreklere
keklikler de ötmez bir daha, turnalar da geçmez buralardan
bir daha koşamam çayır kuşlarıyla, yarışamam deli sularla
bastırıp göğsüme acılarımı küserim yaşama

kalk anam kalk allah aşkına kalk
bulutlarda ağlıyor bak
kalk şiirler dizilsin yollara, türküler dizilsin
eğilsin önünde kavak ağaçları akakasyalar 
 çiçekler dursun selama
yaşamın adı sensin, senin adın yaşam
düşersen omuzuma
üşürsen yüreğime yaslan
tut ellerimi sevinçlere yürüyellim ana
nasıl taşıdıysan beni dokuz ay karnında
ben sırtımda taşıyayım seni bir ömür

.......
ah nazlı anam
uzansam
dokunabilir miyim? yüreğindeki incinmişliklere
durdurabilir miyim? zamanı
gözlerinin içindeki yaşları öpebilir miyim?
anlayabilir miyim? yaşamı ve ölümü
anlatabilir miyim? acının dayanılmazlığını
yaşamın umursamazlığını
kim dinler beni

ey benim dağ dağ kalbime gömdüğüm nazlım
benki, düşleri ıssız nehirlere akan o küçük çocuğum daha
kar yağıyor, rüzgar uğultuları dışarda
al sıcaklığına sar beni, üşüyorum
ya gece, gecede üşür mü anne
kimsesiz kalınca
bırakıp gitme  n’olur
.........
ben başımı nasıl taşlara çalmazım dağlar oy
gözyaşımı nasıl çaylara salmazım dağlar oy
ah komşular komşular hele deyin
ya ben nasıl, ya ben nasıl ağlamazım dağlar oy...


Sizin hiç anneniz öldü mü? Benim öldü
Nuri CAN

3
Gitme

Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

Gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, anılar, ayrılıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
Nuri CAN

4
Toplan Gidiyoruz Ey Kalbim

Haydi toplan akşam oldu
vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
alıp götür beni buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

bak akşam
vakit tamam
dürüp ömrümün defterini
Toplan gidiyoruz ey kalbim

yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış sokağında

ne gülen gözleri menekşelerin avutuyor beni
ne de munzur bakışlı cerenler
al götür beni buralardan ey kalbim
geçtiğim tüm kıyılara kırık gözyaşlarımı
ince duygularımı bırakarak
ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın
artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm

baharlara geç kalmış, yorgun ve yaralı bir yolcuyum
heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı
geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum

bütün dinlerden kovsunlar beni
bütün ülkelerden
bütün yüreklerden kovsunlar
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok

biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarıa
alıp götürsün beni buralardan
içimdeki ölüleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
kahpe kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsada canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
kınalı bir kelebek konunca saçlarıma

ah! benimde hayallerim vardı
baharlarım vardı yazlarım vardı
kuşlar uçup gitti yüreğimden
gökyüzüm yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz uçurumlara yuvarladım umutlarımı

aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim başka bir kapı
haydi toplan vakit tamam
toplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük

paranın sevgiye ihanetini gördüm
insanın önünde diz çöküp ibadetini
dünler harabe, yarınlar umut değil
hüznün neresinden dönsem, kırgınım

öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili
Nuri CAN

5
Boynumda Kendi Ellerim


Gözlerim çocukları yoksul bir ülke şimdi
içimin kızıllığınca gül ve yangın
dalında unutulmuş bir üzüm tanesiyim belki
belki bir söğüt dalının efil efil titreyen yaprağıyım
uzak bir iklimde esip geçen rüzgarlara ağıt yakan

bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden
elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım
son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine
varsın bağışlamasın beni hayat ki,
ay uzak tepelerin ardına çekilsin
yarasına acılar düşsün kırlangıçların
eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa
yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent
ah çekmeyecekse  ardımda kalan anılar

Ah ey yarasında nehirler fışkıran kalbim
susuyorum işte acılara akan bir sesle
hayatki, ateşten bir ip boynumda
koynumda buzdan bir top
biliyorum her susuşun ardında bir yalnızlık var
bir özlem var, bin kahır var
düşlerin her uzanışında yıldızlara
hüzünlü yüzüm, aykırı sakalımla
dünyanın orta yerinde kederli bir dağ gibi duruşum ondan
ondandır bir yaban gülü gibi ıssızda boyun büküşüm
bunca incinmişliğim ondan
 kemirirken içimi utangaç ulalar heyulasında geçmişim

susuyorum ki, acıma kimseler merhamet etmesin
çünkü hep sevgilerden aldım suların derin akışını
ve nakışını yüreği elmas bir kızın dantelinden söktüm
biliyorum yangınlar kentinde kıvılcımlar
bir sevdadır gül yaprağına konmuş
bütün yıldızlar sırtını dönmüş bana, ayda küs
hayat bu işte ey kalbim bir varmış bir yokmuş

varsın kirpiklerimden acı dökülsün
yüreğimde büyüttüğüm kır menekşeleri için
son bir damla su istiyorum senden ey kalbim allah aşkına
bu çölleri sen yarattın iflah olmaz ömrüme
senden aldım bu kadar sevmeyi, özlemeyi, kahrolmayı
şimdi boynumda kendi ellerim bağışlama beni
tükenmiş ümitlere yeni vahalar gerekmiyor çünkü

her bahar kuşlar kanat çırpınca özgürlüklere
sesler gelince karlı dağların ardından türkü ırmaklarında
ve ben uzanıp durduğumda yatağıma ince bir su gibi ıssız
sorun kalbime özlemek nedir, acı çekmek nedir, hüzün nedir
yasaksa aşk titreyen yüreklerin deltasında
varsın kurusun güller, sular kararsın, kumlar yansın
bir çöl akşamıyım artık
bıçak keskinliğinde yakınmadan esip geçiyor düşlerim

savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin

bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm
Nuri CAN

6

Ey Dedim Sustum


Yürüdüm
yüreğimin yollarına sererek hıçkırıklarımı
yağmur yağmur tomurcuklara yağdı gözyaşlarım
en içli sevdalarla beslerken yüreğimi
duygularımı aşkın denizine düşürdüm
acılarki zemheri kadar karlı, bir yol gibi uzun
kimseler görmesin diye
gözlerimde sel sel taşan yalnızlığı
kimseler duymasın diye
ışık sızmayan bir bodrumun karanlığına gömdüm sesimi
ey dedim sustum
hey dedim sustum
ah dedim sustum
vay dedim sustum
unutsun yollar beni
unutsun güvercinim

öldüm
kirletilmiş gökyüzüne savurarak hayallerimi
yükleyip cesedimi yüreğimin ağrılarına
kayboldum korkunç uğultusunda rüzgarların
acının sevinçle kucaklaşacağı zamanlara saklamak için gözyaşlarımı
bir yıldızın karanlığa gözkırptığı gecelere bıraktım anılarımı
dertlerimi denizlere saldım ki; alıp götürsün uzak bir kıyıya gemiler

Ey hayat kırgınım sana
hüznüm yırtık gömlek gibi duruyor her gün sırtımda
kırılgan bakışlarımda hüzün sızıyor aynalara her gece
ne kimselere anlatacak bir öyküm var, mutlulukla başlayan
ne de bir sevinç, gözlerimde bahar yeşili umutlar taşıyan
suların ötesinde bir çiçek büker boynunu akşamları, adı gül
kokusu gül, rengi gül, gözyaşı gül, iki gözü iki çeşme
mutsuz avuntusuz ve suskun
şiirlerimi dudağında yitirdim o aşkın
ey dedim sustum
hey dedim sustum
ah dedim sustum
vay dedim sustum
unutsun yollar beni
unutsun güvercinim

ey gecelerinde kahrolduğum hayat
sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir
artık bu yerlere sığamıyorum
gökyüzünde katar katar turnalar göçüyor sılama
turnalar gidiyor ben kalıyorum
uyku tutmuyor geceleri
yitik düşlerimin gölgesine sığınıyorum
gölgeler gidiyor ben kalıyorum
bilki göçmen hiç bir kuş uçamaz kanatları kırıksa

hasretim ince bir yoldur yangınlara
kırıldı kendime saklaya saklaya içimdeki gül
tut ellerimden ikigözüm alıp beni sevinçlere götür
vefasız dünyanın ihaneti bitirdi beni
ardına saklanacak  gölgemde yok

sevinçler dağıtırken acılar toplayan bir çardak kuşuyum şimdi
şimdi ömrüm, saçlarım kadar karlı ve puslu
hüzünlü bir ırmaktır şimdi yanaklarımda yüreğime akan
bilki artık hiç bir şey avutmuyor beni
şefkatine sığındığım sıcak bir kucak bile
ezilmiş gelinciklerin çığlığında gizledim sesimi ve gözyaşımı
kırların ürperişi gibi dökülüyor dudağımda sözcükler
hıçkırıklar boğazıma tıkanıp kalıyor her defasında
her defasında dudağımda binlerce şiir kanıyor
 binlerce şiir yanıyor içimde her defasında

ah yaralı güvercinim
içime vurma kanatlarını
ya topla git yaralı kanatlarını içimden
ya gittiğin yere benide götür...

 kimse  aldırmıyor artık sevdalara
duygular mı köreldi? biz mi yetimiz ah gülüm
acının ve aşkın kesiştiği yerde
avcıların sarp kayalara sürdüğü iki ceylan gibi kaldık
tutup kime anlatsak acıyan yanlarımızı
yaralarımız ağıt olur uçar gökyüzünün böşluğuna

yüreğimin içini sevgi ile doldurup yakmak geçiyor içimden
ve sabahın seher yellerine savurmak küllerini
kurtulmak için prangalardan
bilirimki yaşamak saralı bir sancıdır sancıyan yaralara
ey dedim sustum
hey dedim sustum
ah dedim sustum
vay dedim sustum
unutsun yollar beni
unutsun güvercinim

ah yaralı güvercinim
yüreğimin ince sızısı benim
gidiyorum işte
hep üşüdüğüm bu hayat sahnesınde 
gözlerimde iki yetimlik ah
gidiyorum
yolculuklara hüzün rengi veren şiirlerle
kan rengi şarkılar bırakıyorum kalanlara
gölgemde yok arkasına saklanayım

sayki ben hiç ağlamadım, gülmedim
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
tatmadım sevgiyi, acıyı, ihaneti
sayki ben hiç doğmadım, ölmedim

yokum artık yokumsayın beni
ölmüş gibi değil, hiç doğmamış gibi
Nuri CAN

7

Sen gittin  Masal bitti

Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti
yangınlar düştü yüreğime / ıssızlaştı şehir
sokaklara hüzün yağdı / gözlerime acı
üstüme kapandı kapılar, ben kapandım içime
günlerce haftalarca ağladım
kırık bir ağaç dalında,öksüz bir kuş gibi kaldım

Sen gittin
hazanlar başladı ömrümde
yaprağa duran ağaçlarım gitti
umutlarım gitti,baharlarım
tutam tutam saçlarım gitti
dudağımda şarkılar yarım kaldı
bardağımda rakılar

Sen gittin
yüreğimde kanayan şiirler
masamda sigara izmaritleri kaldı
ben kaldım öyle tesellisiz ortalarda
birde yıkıntım

Sen gittin
Şiirlerim öksüz kaldı
kalemlerim, defterlerim
ellerim, gözlerim, kirpiklerim
yüreğimde kalkıp giden gemilerim
dillerim öksüz kaldı
ne varsa dağıldı  geride kalan
çöl oldu şiiristanım
hayalim, düşistanım

Sen gittin
kemanım yayım, güneşim ayım
mutluluk payım gitti
kara bulutlar çöktü üzerime
bir ben kaldım öyle boynu bükük ortalarda
yastığımda yağmur hıçkırıkları bir de
ve yüreğime batan cam kırıkları her gece

Sen gittin
sustu kalbimin bülbülü
bahçemin gülü soldu
yoldu bağrımı yokluğun

Sen gittin
ağzımın tadı
mutluluğumun adı gitti
yaslı yaşım, gamlı başım
zehir aşım, otuz yaşım kaldı

Sen gitin
hayalim düşüm
sevincim gülüşüm
servetim işim gitti

Sen gittin
özlemin yüreğimde
yokluğun kirpiğimde çoğaldı
sen gittin umudum gitti
gururum gitti
her gece oturup ağladım
ıslandı/ ekmeğime karıştı korkunç acı
gülmek nedir unuttum gitti

Sen gittin ömrüm insafsız ayaklarına toprak oldu
kavruldu bahçelerim çiçeklerim soldu
acılarım içimde fışkıran kan,
gönlüm rüzgarlarda savrulan yaprak oldu

Sen gittin
çakıl taşlarım
yürekvuruşlarım
sevgikuşlarım gitti
yaralı bir ceylanın bakışında yaralı kaldım
her yerde izimi arıyor avcılar

gittin işte o gidiş gittin, bir daha dönmedin geri
yarısı sende kaldı kalbimim, yarısı bende ezgili
ardında kara bulutlar, kara günler
ve her gece ölümler kaldı
hasretin kaldı birde
ben kaldım öyle deli, öyle divane ortalarda
ah seher yeli

sen gittin ben bittim masal bitti

Nuri CAN

8
Dikenlere gidiyorum

Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

gidiyorum
başımda gam gözlerimde nem
bütün hatıraları bırakıp geride
usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
sayki yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan

gidiyorum
bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum

Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal
Nuri CAN
www.nuricann.com

9

Yaramı Sar Git

Git
Koyup herşeyi bir yana
çek ellerini hayatımdan git
artık ne kaybedecek
ne de konuşacak bir şeyimiz kaldı

gözlerini
ıstırabımı
hicranımı
seven yanımı
al git hayatımdan
yüreğimdeki yarayı sar git
Sayki hiç yaşamadık bu aşkı

git
mim koyup efkarıma
bir güvercin gibi
kanadımda taşırım ateşimi
bir mecnun gibi çölde de yaşarım
leylaysa aşkım
yeterki sırtımdan vurmasın beni hayat

zaten ben bu dünyanın
bu yeryüzünün kara sevdalısıyım
iflah olmam
yüreğimi kimsesiz sevgilere terkedip
git
alevler içinde tutuşan iksirler istiyorum artık
değilmi ki, her aynaya baktığımda
niftrit asit ter döküyorum bardak bardak

oklarını
duygu bahçemden topladıklarını
ve yüreğimden kopardıklarını
bırak
koy bir yana sancılarımı
kelepçeni vur git hayatıma
sevdalara ihanet prangaları vur git
bırak çözülsün dizlerimin bağı
hasret dilimin ucunda
suküt gibi naçar
susku gibi suküt  kalsın

bırak aşkın okları vursun vuracaksa
kalbimin tam orta yerinden
sevda bahçelerinde gül toplarken

git
indir yükünü yüreğimin
bir avuç ateş değil midir? aşk
gömülüp soluğuna hasretin
bırak yaksın kanatlarımı
varsın acıdan parça parça olsun içim
açmasın artık hiç bir çiçek
bütün kuşlar terkedip gitsin bahçemi

git
mevsimlere yazarım adını, sonbaharlara
bulutlara yazarım, yağmurlara, yalnızlıklara
bir veda sözcüğü düşer gibi uçurumdan
rüzgarlara saklayıp adını giderim ben de

Aslı yolunda Kerem meyli değil midir? AŞK

16/04/1977 Níjmegen
Nuri CAN
www.nuricann.com

 

10
Üşümesi Kalbimin

Sevgiler büyüttüm
kır çiçeklerinden, güneşin kanını emen
umutlar yeşerttim bahar renginde al yeşil
dağlarda kar erirken ceylanlar emzirdim
melekler uyandırdım her tan ağardığında
toplamak için bütün düş kırıklarını aynalardan
yıldızlara selam yolladım senin için
ve her gece mavi bir kuş tutup avuçlarıma
dudaklara gül ve rüzgar iliştirdim dağların doruklarına
gelmedin

upuzun köprüler kurdum içimdeki yolculuklara sana kavuşmak için
beyaz günlere uzandım beyaz atlarla, sana getirsinler diye umutlarımı
seninle öpüşürken
beyaz beyaz güvercinler kanat çırpıyordu mavi göklerin burçlarında
bütün ayrılıkların, savaşların, ihanetlerin üzerine bir çizgi çekiyordum
en güzel barış çiçeklerini versin diye dünya

ak alınlı taylar koşarken alnımın çayırlarında
al türkülerle inledim lekesiz sabahlara her bahar
özlemler kanatıp gecelerin sayfalarında
mavi rüzgarların terkisinde sevgiler yolladım sana
çoğaldıkça çoğaldı çılgınlığım
kanımda milyonlarca yıldız tutuştu
alevler içinde parlayan nehirler aktı yüreğime her defasında
her suyun sesine bir damla gözyaşı bıraktım
senin için gül desenli yaylalara
bilmedin

bilki sensiz uzak bir dağbaşı ıssızlığıyım
yoksan ürpertilerde tiril tirildir yapraklarım
seni özlemenin korkunç girdabında
göğünü ve yönünü yitirmiş göçmen bir bulut olup
her gece uçurumlara ağlarım

hasret ateşine bürünürken geceler
uzun ayrılıkların dağladığı sevdalarda
korkunç alevler içirdim seni seven yanıma
iç çekmeyi öğrendi bir yanım, acı çekmeyi bir yanım
ve ardından oturup ağladım küskün ırmaklar gibi
karışıp gitti gözyaşlarım çağlayanlara
silmedin

ey kırçıl saçlarımda yıldız tutuşturan
alıp savuran yangınlara, yalnızlıklara
hazan bahçelerinde yaralı bir güldür şimdi kalbim
dört mevsim aşkı kanayan
sen ki, yüreğimde demlenen aysın her gece
gözlerimde çiçeklenen aşk
uzun saçlı hasretimsin
geçen bütün mevsimlerde seni bekledim
gelmedin

özlemlerle yaralı bir yağmur bulutuyum şimdi
firari bir hüznün girdabında yitirdim güldesenli sevinçlerimi
bil ki, çağlayan bütün nehirler benim gözlerimdir
benim yüreğimdir ağlayan bütün denizler
su içtiğim bütün pınarlarda seni susarım
seni sorarım geçtiğim bütün yollarda
düştüğüm her uçuruma bir tutam çiçek bırakır gibi
bir tutam kor ve bir demet gözyaşı bıraktım senin için
gelmedin bilmedin silmedin....

bir gün gökyüzü gülünce ve geçince üşümesi kalbimin
bütün hasretleri yükleyip rüzgarın kanatlarına
yüreğimde taşıdığım sevda aleviyle
upuzun yollardan çıkıp geleceğim sana... Bekle...
Nuri CAN
www.nuricann.com


11
Eski bir sevda Masalı
Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim Kız

‘’Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar, her gece bülbül öter’’
Beyatlı

Menekşe rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Anadolu yaylalarında karanfil kokan
Yanaklarında güneşin gül öpücükleri
Dudaklarında hayatın nazlı gülücükleri
Pınarlara her akşam aşk masalları anlatan

Erguvan rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Munzur’un eteklerinde nergiz kokan
Bakışı ayışığı yüklü bir ceylandı
Sevda ve gül işlerdi yüreklere
İpek saçlarında çayır çiçekleri
Esmer alnında duygu gelincikleri
Her gece yıldızları alıp koynuna yatan

Bende sevmiştim ah deli gönlüm bende
Hasret rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Gözlerinde dağların ilkyaz gülücükleri
Dilinde sevdanın içli sözcükleri
Saçlarında her bahar seher yelleri eserdi
Yaşamak bir şarkıya benzerdi dudaklarında
Dünyanın bütün dillerini konuşan

Bende sevmiştim ah ömrüm bende
Kar rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Nefesinde dağgüllerinin kokuları
Kalbinde sevdanın gizli korkuları
Üşüyen yüreklere beyaz çiçekler sunardı her gece
Türkü türkü seher yeliydi yüzü
Şiir şiir ay güzeli
Doğanın bütün renklerine yakışan

Bende sevmiştim ah dostlarım bende
Hayat rengi bir çiçekti sevdiğim kız
Hala özlem kokuyor bir köşesinde anadolunun
Hala sevda kokuyor uzaklarda sesizlikler içinde
Kimselerin uğramadığı bir yerde
Yıldızlara bakıp üşüyor her gece

Şimdi güller gülümsemiyor artık, uzak dağbaşlarında
Cerenler inmiyor sulara
Derin uykuya dalmış gözlerinde sevdiğimin
Nergizler uyanmıyor sabahlara
Sarmıyor yaşamı maviler
Sonsuz bir hüzün gibi devrildi düştü gecelere
Bir hüzünki ne yazgılara sığar ne yıldızlara

Ya ben nasıl ağlamam dostlarım ya ben nasıl
Nuri CAN
www.nuricann.com

12
Sevdasına Yandığım Hayat

Kalabalık kentler ürkütür yüreğimi
uğultular doldurur beynimi yürüdükçe
tüm gözlerden incinmiş bir bakış sızar istasyonlara
kirli vagonlarda taşınan ince bir hüzün gibi ki,
hep aynı yerimi burkan

bu yüzü kirli şehirde
kimse kimseyi sevmiyor
bilmiyor avuçları kar çiçeği kokan
bir çocuğun saçlarına dokunmayı
şiirler okumayı bir alacaşafağa

kaç kez uçuruma ittiysem yüreğimi
bir çift göz gördüm deltalarda
yalvaran bir ses
kırıldı içimde yıllarca gizlediğim ayna
kalbime batıyor şimdi kırıkları
nehirler boyu kanıyorum
ateşler boyu yanıyorum
alın götürün beni buralardan allah aşkına
dayanamıyorum

nereye baksam denizi duman
neye dokunsam ah
hüznün acıyla öpüştüğü bir kıyıda kaldım
yok gidemem başka bir liman
anla
al bu acıları koy bir yana

kör bir sevdanın imgeminde
bir yanı Mecnun’dur çöllerimin bir yanı Leyla
bir yanı Yusuf’tur zindanımın bir yanı Züleyha
şimdi yorgunum her akşam yollara bakıp ah çekmekten
 
nereye baksam güz bahçeleri
nereye gitsem üstüme devrilir gök
kime nasıl anlatırım sancılarımı, kim anlar beni
hasretin bin çeşidiyle delik deşik yüreğim
kimsem de kalmadı artık halime ağlayacak
böyle boynu bükük duruşum ondan
ondan bir yanım hep vurgun, hep yetim, hep kırgın
 ömrüm vay
ömrüm vay


şiir cıvıltıları oysa gönül ormanımda
yıldız ışıltıları
uzanıpda tutamıyorum
hüznün en karanlık sularında boğuldu sevinçlerim

unutulmuş bir sokak ortasında
düş denizlerine bırakıyorum soluğumu
ellerim üşüyor, yüreğim, gözlerim üşüyor
kimse bölüşmüyor sevinçlerini
uzak bir kıyıda kalıyor hayallerim
bütün iskeleler yıkılıyor
bütün iskeleler yıkılıyor
hiç bir gemi almıyor beni
bir damla gözyaşı olup akıyor yüreğim avuçlarıma
yüreğim deliboran, yüreğim delipoyraz, yüreğim kan

hasret ki, kızıl alev bir güldür
koparıp göğsümden ateşlere atıyorum
hiç kimse çekip almıyor
hiç kimse çekip almıyor kalbimi ateşler içinde
kanıyor en katı yerinde gece, yanıyor yüreğim
yüreğim alev topu
yüreğim kanrevan
yüreğim nar
yüreğim ateş
yüreğim ah!

tutunduğum dal kırık
sokulduğum kucak çiçek açmıyor
aldırmıyor çığlıklarıma sevdasına yandığım hayat
acının ve ateşin burgacında
ince bir sızı gibi geçip gidiyor ömrüm

nasıl katlanacaksa kalbim bunca ağrıya
ömrüm oy
ömrüm oy
ömrüm oy

Nuri CAN
www.nuricann.com

13
Yağmur Aşkına Kal

Seni nasıl unuturum
usul boylum
temiz huylum
nazlım
nazenim
ayparçam
yeşil gözlüm
bal sözlüm
nasıl unuturum seni
deniz yeşili gözlerini
ipek sarısı saçlarını
kalbim kalbine düğümken

ben seni sevdiğim zaman
yağmur yağıyordu alanlara yeşil gözlüm
sokaklar ağlıyordu
kar yağıyor şimdi dağlara
gitme kal
yağmur aşkına kal

gidersen
gecenin siyahı çöker yüreğime
göç eder kelebekleri ömrümün
boynunu büker gelincikler
dağlar ceylansız
nehirler türküsüz kalır
Gidersen
tarlalar susuz
çocuklar uykusuz kalır yeşil gözlüm

ben senin yürekkırgını gülüşünü sevdim en çok
umutsuzluğa umudu sürüşünü
acılara sevda yazışını sevdim
kendinle barışını yeşil gözlüm
seni seviyorum deyişini sevdim en çok
tüm sevgiler sürgünken

yaşamak bir türkü seninle
yediveren tomurcuk
gidersen
boynu bükük kalır bu şehir
ölür kahrından bu içli çocuk
yokluğuna nasıl alışırım
dudağın dudağıma mühürken

ben senin en çok
ince kırgın gülüşünü 
seni seviyorum deyişini sevdim
ekmeğini bölüşünü bir düşkünle
öksüzleri sevişini sevdim
ve yüzündeki hüznü yeşil gözlüm
bakınca insan gibi bakışını
ağlayınca çağlayanlar gibi akışını sevdim

insanı sevişini sevdim en çok yeşil gözlüm
omuzuna dayanmayı efkarlıyken
affedişini
bir düşküne el uzatışını sevdim
bu hayatın kirlenmiş sahnesinde
temiz kalışını sevdim en çok
bir umut gibi, bir türkü gibi, bir şiir gibi duruşunu
bin bahar tazeliğinde
saçlarına günün vuruşunu sevdim

ben senin
bir gülü koparmasınlar diye
günlerce gül düşmanlarına yalvarışını sevdim
bir annenin acısına ağlayışını
ben senin
tüm kavramları ve kuralları çiğneyişini sevdim
küflenmiş törelere ve haksızlıklara karşı çıkışını

ben seni beyaz beyaz sevdim yeşil gözlüm
mavi mavi, yeşil yeşil, al al
seninle sokaklar dolusu çığlık
acılar dolusu yalnızlık
çiçekler dolusu sevgi ektik
dağların doruklarına
maviler boyunca beyaz güvercinler uçurduk
meydanlara
gitme kal

gidersen
mutluluğumdan sızılar kalır yüreğimde
yarım elvedalar kalır, soğuk odalar, karanlık geceler

sensiz koma yüreğimi yağmur aşkına
seninle başlayan hikayem
seninle son bulsun yeşil gözlüm
Nuri CAN
www.nuricann.com

14

Oy Maral Maral

Oy Maral Maral
Gözlerin gözlerimde hangi denizler mavisi
hangi ayın vurgunuydu mavi gecelerde ah nazlı maral
umudun adresi var mı?
sevgiye nereden gidilir
yitirdim adresini dostluğun, vefanın, aşkın
bul beni
her adımda ateşlere basıyorum
körler ülkesinde körüm
ben yaşamın adını sen koydum
senin adını sevda
düşmüşüm
tut elimden kaldır beni
alıp sevdalara götür

sesin
çağlayan bir ırmağın türküsüydü
karlı dağlarda oy maral maral
gülün boyun büküşüydü hasret bahçelerinde
ben gönlümü yalnızca sana sakladım yıllar boyu
sev beni
sev beni ateşler içinde de olsam
düşmüşüm kaldır beni
yüreğine yaslanayım
üçler, yediler, kırklar aşkına

ah nazlı maral
canevimde büyüyen hasretimi yasladımda yıllara
uzak, çok uzak bir yıldızda kaldı düşlediğim dünya
sonra
uzun bir kar yağdı yollara üşüdüm
duman oldu
tufan oldu ömrüm

içimde dinmeyen fırtınalar
gece karası öfkeler kaldı yüreğimde
ve ihanetlerin açtığı çukurlar
hesabını kimselere soramadığım

üstümde kar yangını
başımda gam
gönlüm rüzgarlara vurgun
yollar duman
ateşler içinde dolanır kanım, yüreğim
sarıl bana üşüyorum
sarıl bana düşüyorum
soru sorma ne olur

Zaman
kör karanlık ve acımasız
yıldızlara dönder yüzümü oy maral
lekesiz sabahlara
güneşe dönder yüzümü
şimdi soğuk bir kutup dünya
iliklerime dek üşüyorum
kar altında kalbim
şimdi dağların doruklarında gözlerim üşüyor
gözlerimin anadolusunda kirpiklerim
mühür vuruldu yaralarıma oy maral maral

sarıl boynuma
sıcak dostluğun ısıtır beni ancak
hilesiz sevgin
bunca yıldır gönlümü yalnızca sana sakladım
sev beni
üçler beşler aşkına

öyle uzak durma
gel
acılar uçurum
acılar uçurum
tut beni
düşüyorum
düşüyorum
ısıt beni
üşüyorum
gel
yürek çatlağı bir ezgiye sar beni
gül yaprağı bir sevgiye
sar ki, ölem

ey yarasında nehirler fışkıran kalbim
ey saksısında sevgiler büyüttüğüm kalbim
bak akşam
kararıp kaldı düşlerim
ah ben bu acıların hesabını kime soracağım
kendimi anlatacak kadar vaktimde yok

aşka ve toprağa ahtımız var oy maral maral
şiir serpin üstüme su yerine
sevgi serpin
üşüyorum
gel
yürek çatlağı bir ezgiye sar beni
gül yaprağı bir sevgiye
sar ki, ölem
gümbür gümbür bir yürek
nasıl düşermiş görsün dünya alem

elveda nazlı çiçek, elveda *zeyran
sana su veremem, koklayamam bir daha
okşayamam yapraklarını
bağışla

derin bir ah gibi
sevdalar içinde tutuşan
upuzun nehirler alsın beni ah maral
tutmaya gücüm yetmiyor artık
kalbimdeki soluğu

turnamın göğsü yaralı
turnamın kanadı kırık
taşıyamaz gurbeti kanatlarında

bitmeyen bir hüznün kıskacında
yaralı ezgilere tutsak kaldım
paramparça kaldım ortasında karanlığın
geçen trenler de almıyor beni

içimde tarifsiz kederler büyüyor
toz toz oldum buralarda duman duman
gel görki, kan çanağı gözlerim
sesim gelmiyor ah maral maral
Nuri CAN
(*zeyran)(teyran) munzur dağlarında bir koy ve o koyda yetişen bir çiçek

 

15
Keman Hıçkırıkları

Akşam olmakta
uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
gözlerimde mavi gecelerin yıldızları
yüreğimde özlemin ince sızıları
yorgun güvercinlerin kanat çırpınışlarında soluğum
bakakalırım her akşam öyle dalgın dargın ve ıraklardan ırak
yalnızlığımdır damlayan karanlığın kirpik uçlarında her gece
her sabah bir çocuktur icimde
alıp gider başını, başı dumanlı dağların doruklarına
yıllar varki tek bir çiçek açmadı gönül bahçemde
kabr-i hanemde tek bir yolcu geçmedi
çöl oldu gülüstanım
şiiristanım, düşistanım

oysa hep yolculuklardı sakladığım kendime, keşifsiz denizlerdi
yıllarca bir ayrılığı biriktirdim deltalarda, bir yalnızlığı
kendimden kaçıp kaçıp kurtulmak isteyen bir gemiydim belki
belki bir deliydim herkesin akıllı olduğu bir dünyada
oysa yıllar varki tek bir gemi gecmedi denizlerimde
göğümde tek bir martı uçmadı
yaşlı ve yalnız bir ağaç gibi, sürgün kaldım yüreğimin içinde
bilirimki, her akşam gözlerimde akıp giden o çağıltı
avuçlarımda taşıdığın ateşle sudur
o uzak dağların ardında bıraktığım menekşe gözlü kızın kokusudur
her dizede yüreğime kanayan sözcüklerle yazılan

akşam olmakta
uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
yüzümde sınırları çizilmemiş bir hüznün camları parçalanıyor
depremler başlıyor her gece, şehirler çöküyor içimdeki çukura
ve her sabah yeniden yüreğimde sızılarla uyanır bir dağçiçeği
bakakalırım öyle uzaklara kanayan gülüşlerle, kırık düşlerle
ki, metropol duvarlara yapıştırılmış
boynu bükük bir resim karesi gibiyim sanki
hüzünlü yüzüm aykırı sakalımla

Akşam olmakta
uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
gecede keman hıçkırıkları, başımda gam
belki analar ağlamaktadır uzak bir kentte
yittik çocuklar, yorgun babalar ve yüreklerinde ezikliği çaresizliğin
belki herkes bir yarayı sarmaktadır kendi içinde kimbilir
kimsesiz bir ölümü karanlığında

yıllar varki, ayrılıklar yaralı bir nehir gibi akmaktadır içime
rüzgarlar eserken alnımın sahillerinden, uzak denizlere savrulur düşlerim
kirlenir mavi gülüşlerim, martılar yaralanır, havada asit ve kir kalır
simsiyah bir bulut gölgeler yüzümü her gece, gecelerki, yaslandığım tek sığınak

akşam olmakta yine
ey geceden gelip geceye giden trenler
bir gün yanlış saatlerin gözlerimde buluştuğu bir noktada
bir damla su gibi düşünce hayatın uçurumundan
son isyanını çekince yüreğim, alıp beni götür buralardan
insanın uğramadığı uzak kıyılara
bir derviş gibi ıssızda yanmak için, kendi içimde sarmak için yaramı ...
Nuri CAN
www.nuricann.com


16
Ey Hayat Kucakla Beni


Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
Çekip gitsem bu şehirden
Anılar incinir mi?
Üşür mü? dalında bir yaz çiçeği

Ve bilir mi?
Bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı
Bin ilmik atanı usuna
Çekilen her tetiğe karşılık

Kirpiklerinde
Baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
Düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
Ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
Bir şiir vurur kıyılara / gücenik
Değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

İçimin ırmakları kurudu / bütün yapraklar soluk
Hüzün kokuyor çiçeğim
Hangi yağmurları müjdelersen müjdele
Yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
Aşk da küstü
Kim dinler kalbimin kırık sesini artık

Ceylanların
vurulduğu bir dağbaşı ıssızlığıyım işte
Gelinciklerin ürperdiği şafak
Ğülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
Giden gelmedi terketti bütün mevsimler
Bir korkunç acıya düştümki
Sırtımda kırk paslı bıçak kırkyerimden kanayan

Avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
Acılar tünedi sevincin tüneğine
Giden dönmedi terketti bütün mevsimler
Bir tek gül kalmadı ömrümün bozkırında
Şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım
Kirpiklerimde yıldızlar saklasamda
Bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece

testisi kırık bir yolcuyum / yolum duman
Artık hiç bir şey avutmuyor beni
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

Üşüyorum
Ey hayat kucakla beni
Mavikanatlarının altına al
Sığınıp kalayım bir sevginin sıcak iklimine
Nuri CAN
www.nuricann.com

17
Dillerim LaL


Trenler gelip geçiyor
usumun uzayan raylarında lanetli
ağır bir ağrıyı taşıyor bedenime yıllar
kalbimin sızısında gam
dilimin yakarışında ürperiyor yapraklar.
usul usul yağmurlarda gözlerim
ellerim fırtınalarda kopmuş dal
dillerim lal
bitkinim.. ve yurtsuz
‘uy hawar’

yaralıyım
bakışlarımda yavrusu vurulmuş bir ceylan inliyor
suların kesildiği yerdeyim
rüzgarın acı kestiği yerde
yüreğine tutunduğum bunu bilmiyor.
dalları tutuşmuş bir ormanda
sevgilime yazdığım bütün dizeleri yakıyorum şimdi
bütün umutları terkediyorum bir bahardan ödünç aldığım
gençliğim yarım kalmış bir şiir değil miydi zaten?
ve kanayan bir kalem değil miydi kalbim?
bırak ömrümün bütün dallarını silkelesin hayat

… uy hawar
bu günde gelmedi beklediğim bahar
gülmedi karabahtım
kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar
uçup gitti kuşlar çoktan.
nereye saklanır içimdeki incinmişlikler
inince gözlerimde ince bir sızı
ve süzülünce yanağımda bu gam müziği

…uy havvar güz geldi
solan çiçeklerime su bekledim
yanan yüreğime kar
düşmedi bir damla yağmur
gelmedi beklediğim bahar.
kirpiklerim yaralı yolcuları gözlerimin
sesim uçurumlara düşmüş çığlık
nereye uçsunki,
kalbimdeki kuşun kanadı kırık.

son trende kalktı / boşaldı istasyonlar
kimsenin gelmediği yerdeyim
acıların bitmediği yerde
güz geldi, gelmedi beklediğim tren
yoruldum bunca ağrıyı taşımaktan
sevgiye tanımlar aramaktan
bir serseri gibi yaşamaktan yoruldum
yoruldu yüreğim, beynim, dilim, ellerim, gözlerim

… uy hawar
bu günde doğmadı güneş
dağlar erimedi
gelmedi beklediğim bahar
Nuri CAN
www.nuricann.com

 

18

ES VE HA


Seni türküler gibi sevdim
Es ve ha
öyle ince öyle kırık
dağ suları gibi serin
kitaplar gibi aydınlık
seni
yüreğim gibi sevdim
Es ve ha

Seni
yeni yaprağa duran
bir goncagül sevinciyle sevdim.
sesindeki karanfil fısıltısı
gizemli bir masalın tılsımıyla.

sen ki,
engüzel çiçeğim
düşüm gerçeğim
umudum, sevincim, geleceğimsin

seni
şiirler gibi derin
şarkılar gibi içli
seni
unutmamak üzre sevdim
Es ve ha
salkım-saçak türküler gibi

gül kokulum
sevda okulum
usul boylum
güzel huylum
kömür gözlü çingenem

sen
yağmuruyla ıslandığım
Güneşiyle ısındığım
düştükçe yaslandığım
tutkum, sevincim
sevda yüklü bulutumsun
özlemlere uçan güvercinim
yaşamama sebep umudumsun

…..
bir gün gitmek olmasa diyorum
solmasa çiçekler
yüreğimde kuşlar uçmasa
silinmese gölgeleri sevincin
hasretin ince yollarına
inmese gözlerimde sular
sevdasına şiir yüklediğim rüzgar dinmese
bitmese dudaklarına yakıştırdığım gülümseme
ayrılık olmasa Es ve ha
ölüm olmasa
mutluluklara yazılsa adresimiz
her üşüdüğümde bakışına sarılsam
güvercinler havalansa üzerimizden
ömrümüz
dört mevsim bahar olsa
gönlümüz arı aşkımız bal olsa
aksa damla damla hayatımıza dolsa

ey kır lalem, düğün çiçeğim
çayır güzelim, gelinciğim
süsenim, sümbülüm, caneriğim
uzansam dokunabilir miyim yüreğine
öpebilir miyim gözlerinin içini
...../
susma Es ve ha, kapama gözlerini üşürüm
bırakma ellerimi Es ve ha bırakma düşerim
Nuri CAN
www.nuricann.com


19
Yüreğim Dağlarda Kaldı

Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Uzanıp çimenlerin üstüne
Şiirler okumalıydık mavi ırmaklara
Öpüp güneşi alnından sevdiğimizin
Sisler aralanınca çekip gitmeliydik

Şimdi bir dağ başında olmalıydık seninle
Oturup bir gönül sofrasına,
Dostluğa kadehler kaldırıp
İçimizdeki yangını bölüşmeliydik
Bir pınarın soğuk buğusuna daldırıp ağzımızı,
Çatlayan dudaklarımızla hayatı öpmeliydik
Sular aydınlanınca çekip gitmeliydik

Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Türküler söylemeliydik esen yellere
Unutup acıyı, ayrılığı, gurbeti
Hasreti içimizin yangınına gömmeliydik
Kapılar kapanınca karanlığa
Yollar aydınlanınca çekip gitmelidik

Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Issızda bağrını döven bir ırmak gibi
Dizleri kanamış bir çocuk gibi doyasıya ağlamalıydık
Çıkarsız dostluklar, kirlenmemiş sevgiler
Ve dünyadaki tüm güzel şeyler adına
Çirkinliklere, çirkefliklere dayanmalıydık
Obalar sıralanınca karşı sırtlara
Gün aydınlanınca çekip gitmeliydik

Sen gülünce ne güzelde gülümserdi beyaz güll
Nasılda sevinçle gelirdi dağlara bahar
dallar tomurcuklanır, kuşlar öter, sular çağıldar
çocuklar koşardı ardından muştular bölüşmeye
bir kervan alıp giderdi başını bilinmeyen diyarlara

şimdi ne yana baksam gözlerin doluyor usuma ah
gelincikleri okşuyor ellerin
gülüşün ki, çiçeklerin bir başka adıydı karlı yamaçlarda
yitik bir mevsimin kıyısında kaldı anılarımız
savrulmuş ömrümüzün her yaprağında bir şiir sarardı

Şimdi yoksun, rüzgarlar seni üşür, türküler seni söyler
Her bahar bir çiçek büker boynunu
Bir menekşede açar gözlerin
Büyür yüreğimin kıvrımlarında
Sular ağıtlarla çağlayıp gider

Mavi ne de çok yakışırdı gülüşüne ah kardeşim
En çok da papatyalar yıkıldı gidişine
Bir de alnı munzur işlemeli kızlar

Şimdi hangi ırmak soğutur yürek yangınımı
Hangi dağ bölüşür acımı, hangi pınar, hangi bahar
Efkarımı hangi rüzgar dindirir
Irmağım pınarım sendin, dağım rüzgarım sen, baharım sen


Nuri CAN
www.nuricann.com

 

20

Menekşe Gözlü Kıza

Gel
sen yoksun
bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün

nefesim
üşüyen bir gelincik ayazı
bütün geceler aysız

durmadan
bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
gel
her gece bır deprem oluyor

ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekse gözlü kız
seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
bir rüzgarın kanatlarına vursam duyulur mu sesim

gel
erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
bütün bulutlardan sana koşuyorum

gel
yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
her akşam vakti,
el ayak sesleri çekilirken caddelerden
vurup yüreğimi narlı sevdalara
yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
kimse bilmiyor,
her gece dudağımda bir şiir’ in kanadığını

ey yavru bir kuş gibi
düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız
yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu
yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı
farkında değilim şimdi,
geçen günlerin değişen mevsimlerin
yağan karlar altında kaldı kalbim

gel
geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni
bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim
bir kar çölünün ortasında
bir insan mahşerinin içinde
yapayalnız
her bakışta bir hüzün,
her hüzünde bir bakış kanamada
bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde
gel
gel
bahar sokaklarına çıkar beni
yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım
özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına
kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar,
göçüp gitti kuşlar çoktan

ve ben
bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri
işleyip alnımın çizgilerine tel tel
kalbimi sana rehin tutuyorum gel

hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür
geçip giden günlerin terkisinde
rüzgar koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü
her mısrada çığlık çığlık yüreğim

gel
ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi

Nurí CAN

 

21

Ah! İstanbul

Ah istanbul, beni inciten şehir
kalbimin kırık kalpli kızı
başımda sevda yellerinin estiği
yüreğimin buz kestiği şehir

sevda burcunda değil kalbim
yak bir mum
umutsuz, ışıksız kaldım
şarkılarda dokunur oldu
hüzün hüzün üstüne
yağmur yağmur üstüne
şemsiyemde yok

ah İstanbul, beni inciten şehir
gençliğimin ince sızısı
öksüz çoçuklar geziyor şimdi içimde yalınayak
kanadı kırık güvercinler
hasretim üşüyor, yüreğim çırılçıplak

ne hüznümü paylaşacak bir yakınım var artık
ne günahımı yakaracak bir tanrım
ben bu kimsesizliğimi alıp kimlere gideyim
bütün dinlerden kovuldum

elifi solmuş bir gül şimdi
düşlerimi yasladığım sahiller
karanlık yüzlü adamlar külhan sokaklarında
çekip gitmiş yorgo'lar, jozej'ler, dimitri'ler
yarım kalmış düşleri beyoğlunun
kaldırımlarda parçalanmış bir gül
ve solgun anılardır şimdi yerlerde sürüklenen

bütün yıldızların sönük
denizin kirlenmiş
nerede o güzel kokuların İstanbul
sevgilimin saçlarında taşıdığı bahar

yüreğimi sırtıma vurup
bilki çok uzak ülkelerden geldim
acıyla iki çığlık arasında bırakma beni
bilirim hiç bir kıyıya çıkamam artık
martılar da öldü
 
denizini yitiren bir martıyım ben
gözlerim yalnızlığın hüzün teknesi fırtınalarda
bir yanı zifir kıyılarımın bir yanı zehir
hiç bir limana çıkamam artık
ey der yakarım yüreğimi
yalnız balıklar görsün
 yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

ah İstanbul, beni inciten şehir
sevdiğim kız da yok artık
yakamda taşıdığım karanfil de
ben bu yanlızlığımı alıp nerelere gideyim


Nuri CAN
www.nuricann.com

22

Hangi Kıyıya Sığınsam Ölürüm


Saçlarıma beyaz çiçekler bırakarak
geçip gitti mevsimler
yorgun kanatlarında göçmen kuşların

ağaçlar yapraksız kaldı
çoçuklar uçurtmasız, kuşlar şarkısız
kapattı tüm kapılarını kalbime bahar
şimdi ben hangi dala konayım
şiirimin kanadı kırık

diyorumki bir gün
sevdamı yükleyip yüreğime
hüzünlü yüzüm aykırı sakalımla
çekip gitmeliyim bu şehirden
her evin kapısına bir avuç şiir bırakarak
ve yıkarak eğreti duvarlarını vefasızlığın

hoşça kal soğuk odam
kalbimin dilsiz yanı
artık hiç bir metropole sığmıyor adım
bir yanı kahırdır kıyılarımın, bir yanı cehennem

aşklar yalancı, sokaklar ince bir hüzün
bu şehirde kimse kimseyi sevmiyor artık
kimse kimseyi özlemiyor
ölüm soluklu günlere güz oldu acım
yanlızım, üstelik parasızım
dalımda gurbet türküleri bir de kırık sazım

denizler dalgasız şimdi
ağrılar sargısız
bir sevda var yüreğimde avunmasız
bir de dalıp dalıp giden gözlerim
gecelerin sayfalarında savunmasız

acıyan yüreğimi alıp yanıma
 düş kırığı bakışlarımı bir de
cebimde eski bir kimlik
içimde yaralı ırmaklar
 dönüp arkamı gitmeliyim bu şehirden
saklayıp geceye yaşlı gözlerimi

hoşça kal güz çiçeğim
kalbimin sarsık yanı
artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm
kimim kimsemde yok üstelik, öksüzüm
bu duyarlı, bu aykırı, bu yaralı yanımla
hangi kıyıya sığınsam ölürüm

ey hayat
ey hayat kırgınım sana
ihanetin hançeri saplanmadan bağrıma
sevda adına vur boynumu
adım mezartaşım olsun
adım gözyaşım
bağışlamasın beni hiç bir hatıra

Nuri CAN
www.nuricann.com

23
Alevden Tomurcuklar

Eğilip öpüyorum alnından
gözlerinde uyuyan nazlı bir sabahı
dudağımı yakıyor o gül ateşin / incecik

bir defne dalında uzuyor kirpiklerin
yüzünün aydınlığına ak güvercinler konuyor
utanıyor saksılarda çiçekler
bir dal kırılıyor / körpeçik

saatler akıp gidiyor
bir ceylan iniyor sızının kıyılarına
bütün ırmakların suyu çekiliyor
ölüm kesiyor yolları / gencecik

okşuyorum incitmeden
yanağından süzülen damlacıkları
utangaç bir mavi düşüyor gözlerinin içine
boynunu büküyor yaşam
yüreği parçalanıyor bakışı güvercin bir kızın
bütün aynaları kırılıyor / sevincin

hafiften bir rüzgar esiyor
apansız ağıtlar düşüyor sesime
korkunç ateşlere düşüyorum, uçurumlara
alevden tomurcuklar patlıyor usumun gergefinde
beyaz kefenlere sarılmış bir kar çölünde
elimde çırılçıplak kalıyor yüreğim

şimdi bir kıtada çocuklar güneşi öpüyor
analar ağıt yakıyor bir başka kıtada
yüzümde çiçekleri solmuş bir bahçenin hüznü
dalıp dalıp gidiyorum uzaklara
diyorumki, yaşamak ancak bu kadar haklı olabilir
ancak bu kadar güzel ah kardeşim
çirkin bir ölüm kervanında kırılsada papatyalar

sen ki, bırakıp bir baharda nazlı özlemlerini
uçup gittin nazlı bir kuş gibi
bir sonsuz maviyi çizip yüreğime

zaman acısını işlerken hayatın güldikenine


Nuri CAN
Kardeşim için 1974
 

24
Maviler Delisi

Diyorumki bir gün
sevdamı yüreğime yüklesem
alıp gölgemi yanıma
dağ deniz çekip gitsem...

dolanır ayaklaıma güz
anamın yanık ninnileri
kor beni çaresiz...
uçurumlar doldurur bakışlarımı
yönümü nereye çevirsem...

kalsam,
sığdıramam bu deli maviyi
ihanet kokan soluguna metropollerin
üşür gözlerimde yediveren tomurcuk
yedigöğün yıldızları
yüreğimde bir maral ağlar
hangi suya eğilsem...

kanayan bir yaradır özlemim
güz kıyılarında
akıp gider sancıyarak mevsimlere
her kirpiğimde bir gül ıslanır
hangi şarkıyı dinlesem...

gözlerimde bilinmiyen adresler
kulağımda uğuldayan sesler
durmadan bir ezgi sarıyor içimi
dudağımı kanatıyor şiirler
ah ben bu sevdayı kime söylesem...

tanrım
nedir bu gecelere sığdıramadığım hüzün
yüreğimi ikiye bölen sancı
nedir bu acemi sevda,
mavilere tutkun yanım
eğer ben şair değilsem...

bir rüzgar soluğu türkülerdeyim
bir güvercin kanadı göklerde
bulutlar bulutları kovalar
dalgalar dalgaları
durmadan bir deniz çalkalanır kalbimde
bir yol uzanır
ah nasıl özlem kokuyor uzaklar bir bilsen...

Nuri CAN
www.nuricann.com

25
Sızlayıp durur ömrümüz

Mesut’a

Bir yanımız yüzümüzde uzayan hüzün
Bir yanımız kalbimizde çınlayan yalnızlık
Adım adım ateşlere basıyoruz
Nasıl da ürkütüyor bizi bu iç çekişleri

Umarsız mırıldayan nehirlerki
Çığlıklarını yüreğimize gömdüğü
Sessiz ve derin bir ah gibi
Çekip gider içimizden her sabah
Uzak yalnızlık limanlarına

Rüzgarın rüzgara hicran dokuduğu
Okundukça içimize dokunduğu
Kopuk bir keman telinde
İnleyip durur hasretımiz

Maviler mi küskün güneş mi yaralı?
Kimbilir? daha kaç uzun gece
Yakınmasız akıp gider ren
Ve daha kaç uzun gecenin
Hüznünü kanatır hayatımız
Boyutsuz bir tünelin gelgitinde

Yüreğimizde büyüyen derin bir uçurumun
Ve yıllanmış bir şarabın esrikliğiyle
Sonbaharın soluk yanaklarına
Şarkılarını üflerken rüzgar

Kırık bir ağaç dalında
Sızlayıp durur ömrümüz
Nuri CAN

 


Dokunma iki gözüm


Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
kimi sevdim, kime özlemim
kaç yıl sevda doldu iliklerime
kaç yıl eksildim.

tut ki, bir pınarım suyu kesik
akamadım nazlı nehirlere tut ki
tut ki susturulmuş binlerce türkü
bastırılmış binlerce acıyım
baştanbaşa aşk ve ateş

say ki, küle gömülmüş bir sevdadan
düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor içime
hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı
uzun bir zaman evel
toplayıp suskularımı yüreğimden denizlere fırlattım
yalnız balıklar görsün
yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

sorma ben kimim, yaşım kaç, adım ne
nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına
hangi anılar, acılar, ihanetler geçti üzerimden

düşlerime hüzünler el koydu
deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim
güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi
bütün sevenlerım kırgın
iflah olmam ben iki gözüm, iflah olmam
düşmüş içime bir kez bu sevda
bağışlamaz artık beni hiç bir hatıra

tut ki, incinmiş bir gülüşüm
gecikmiş bir düş
bir ateşin çemberinde
yarım kalmış sevinçler kanayan

tut ki, kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsüm

kanadı kırık bir serçeyim tut ki
dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek

ateşin zulmünü gördüm
suyun ihanetini
baştanbaşa aşk
baştanbaşa hasret
susturulmuş
milyonlarca türküyüm
gerisini ne sen sor ne ben söyleyim

dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
yaşamak neyin karşılığıdır, ölmek neyin
nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
kaç mevsim ardından gözlerimi bırakıp gitti

sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
suskunum, susuzum iki gözüm
bir sarı çiçek
bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin

upuzun yolların düğümlediği
ihanetlerin kilitlediği....
Nuri CAN

Anasayfa